Wednesday, October 28, 2009


Tuesday, October 20, 2009

Geçenlerde gazetede bu konuyla ilgili yazdığım yazıdan sonra mail atmış okurlar; diyorlar ki, ‘İndir elini sayın yazar, akıllı ol, onlar sadece masum taş atan çocuklar değil, bu çocukları beslersek yarın kalkıp dağa çıkar, öbür gün de gelir bizi vurur.” Yahu ne kadar acayip bir durumdur bu; bu çocukları bu yaşta hapiste tuttuğun zaman esas o kurduğun senaryo olacaktır. Bu, ufacık bir mantık hesabı yapılarak varılan bir sonuç.

Sahiden anlaşılmıyor mu, yoksa kimse anlamak istemiyor mu?

Friday, September 04, 2009

Balkon Mahsulu

Ilkbaharda ektigimiz Heirloom domatesler gozlerimizin onunde buyudu buyudu ve neredeyse butun balkonu kaplar hale yaklasti. Sirf onlara uygun yer bulabilmek icin balkonu yeniden dekore etmek, hatta BBQ'yu iceri tasimak durumunda kaldik. (O da ayri bir komedi, nereye kaldirsak bunu dedik dedik sonunda misafir banyosuna koyduk :)

Ama fideler kocaman olup (benden uzun ve genis) urun vermeye basladiklari anda butun zahmetlere degdi. Son 4 senedir domates ve biber ekiyoruz ama ilk defa bu sene Heritage Heirloom cinslerini denedik ve rengarenk domatesler cikti: Turuncu, Acik Yesil, Yesil-Sari-Kirmizi karisik. Tatlari harika, zaten yaz aylari domatesin en guzel oldugu aylar...kisin neredeyse hic taze domates almiyoruz, sanirim dogrusu da bu...Eger kisin da taze domates yememiz uygun olsaydi, doga onu zaten uretirdi oyle degil mi?

Yaz mahsullerini balkon yettigince ekiyoruz: domates, biber, envai cesit otsu bitki: maydanoz, nane, feslegen, kekik, biberiye vs vs...Ama bu kis, kis sebzeleri de yetistirmeye baslayacagim, bakalim nasil sonuc verecek...Apartman hayatini pratik buluyorum, genelde bir sikayetim yok ama eger bahceli bir eve gecersem suraya yaziyorum bildiginiz tarima baslayacagim! Bu bitki - cicek, bortu - bocek meselesi insanin icine bir girdi mi kolay kolay cikmiyor!

Tuesday, August 18, 2009

Nohut, Ispanak ve Roka...

Bu yaz Vancouver'daki dayanilmaz sicaklar yuzunden sabah aksam salata yer olduk. Yukaridaki tarif en son favorim. Gamze Bursa'nin Net 425 gr adli kitabindaki bir tariften uyarladim...Orijinal tarifte sadece ispanak kullanilmisti ama ben rokanin da yakisacagini dusundum...Bir de ogutulmus ceviz ve azicik sumak ekledim.

Bir de harika bir Pancar salatasi tarifim var ki onu Foodie Notes'a yazdim bile...

Ispanak ve Rokali Nohut Salatasi

1 orta boy beyaz sogan, kup kup dogranmis
Yarim limon, yikanip kabuklariyla beraber kup kup dogranmis
2 corba kasigi zeytinyagi
1 corba kasigi seker (ben esmer seker kullandim)
2 dis sarimsak, ezilmis
1/2 demet ispanak
1/2 demet roka
1/2 tatli kasigi sumak
1/2 tatli kasigi kimyon
1 su bardagi haslanmis nohut
1 corba kasigi ogutulmus ceviz
tuz-biber

Tencerede sogani zeytinyaginda kavurun. Limon parcalarini, sekeri, sarimsagi ekleyin 3-4 dk daha kavurun. Yikayip suyunu iyice siktiginiz roka ve ispanak demetini dograyin, tencereye atin. Sumak, kimyon, tuz ve biber ekleyin, 3-4 dk daha kavurun. Ocaktan alin ve uzerine ogutulmus biber serpin. Servis yapmadan once hafifce sizma zeytinyagi gezdirebilirsiniz.

Oglen sicaginda, pufur pufur bir agac altinda cimlerin ustune serilip yaninda bir bardak buz gibi limonatayla nefis gidiyor. Bon Appetit!

Thursday, June 25, 2009

Vietnam (3) - Kuzey Koyler ve Etnik Gruplar

Hanoi'den bindigimiz gece treni 16 saat sonra bizi Lao Chai istasyonuna birakti. Epey zamandir tren yolculugu yapmadigim icin bu guzelim duyguyu unutmusum. Kucucuk kabinimizde aralari uc karis mesafede iki ranzayi bir Fransiz ciftle paylastik. Ustte yatan sansli ben oldugumdan tam onume denk gelen pencereden uzun uzun gece manzarasini izledim. Kucuk isiksiz koylerden, kasabalardan gectik. Sansima kocaman pasparlak bir dolunay vardi ve disarisini masmavi aydinlatmisti. Gecenin bir yarisinda kapiyi calip hizla iceri dalan corbacinin(!) bun cha ister misiniz sorusu disinda butun gece tek duyulan trenin raylar uzerinde cikardigi ses ve arada sirada caldigi islik oldu.

Lao Chai'ya sabah altida vardigimizda gezimizde bize eslik edecek olan yerel rehberimizle bulustuk. Kiraladigimiz arabayla rotamizda kalacagimiz ilk merkez olan Sapa'ya dogru yola ciktik ve 3 saat sonra otele vardigimizda hemen bavullari birakip civar koylere dogru yuruyusumuze basladik.

Takip eden dort gun icerisinde sirasiyla Sapa'da Ma Tra, Ta Van, Ta Phin koylerini; daha sonra kaldigimiz Bac Ha'da ise civardaki Ban Ho, Na Hoi ve Can Cau koy ve kasabalarini gezdik. Guneydogu Asya gezimizin kirsal alanlar temali planina dahil olan bu koy yuruyusleri simdiye kadar ciktigim butun geziler arasinda en favorilerim arasina rahatlikla gidebilir. Tek eksikligi zaman konusunda yasadik. Bu bolge rahatlikla 2 haftaya yayilarak gezilebilinir, bu sekilde daha cok icimize sinerdi hic suphesiz...

Bu koylerden bahsetmisken yasayan etnik gruplara da kisaca deginebilirim. Red Dzao, Black Hmong, Flower Hmong, Black Thai gibi etnik gruplarin, son senelerde turist ve gezgin sayilarindaki artisa ragmen yuzyillardir sahip olduklari gelenekleri ve yasam tarzini hala devam ettirebilmeleri hayranlik verici. Rehberimiz yerel diyalektlere hakim oldugundan koylerinde ziyaret ettigimiz yerlilerle iletisim kurabildik. Cok yaygin olmasa da gruplarindaki genclerin sehirlere ve daha buyuk kasabalara goc etmek istediklerini ama buyuk kisminin geleneklerine bagli oldugunu ve koylerinde kalip hayvancilik ve (seker kamisi ve pirinc agirlikli)tarimcilikla ugrastiklarindan bahsettiler. Gozlemlediklerim arasinda en cok cok hosuma giden kabilelerin farkli gruplara gore degisen kostumlerini bugun de koruduklari ve modern kiyafetlere ilgi duymamalariydi.

Yuruyuslerimiz sirasinda pek cok fotograf cektik. En renkli goruntuler cumartesi ve pazar gunlerinde kurulan Can Cau ve Bac Ha marketlerindendi. Bu marketler turistler icin, onlardan para kazanma maksatli acilan marketler degiller. Bu acikhava marketleri takas yoluyla farkli gruplar arasinda gida, hayvan, kiyafet ve de (en populeri olan!) alkol ve tutun alisverisine imkan sagliyor. Ayni zamanda bir islevi daha var: evlenme cagindaki genclerin birbirleriyle tanismalari da bu pazarlar vesilesiyle oluyor. Hatta bizim Can Cau marketiyle ayni gune denk geldigi icin gidemedigimiz Cho Thin (ask) marketi sadece bu tanismalari saglamak amaciyla kuruluyor...Ne kadar girgir oldugunu tahmin edebiliyor musunuz? :)

Hem Can Cau hem de Bac Ha marketlerinin en ilgi cekici kisimlarindan birisi gida, digeri de alkol ve tutun pazariydi. Ustteki kolay resmin en alt kisminda gordugunuz bidonlar alkol dolu...Sabahin erken saatlerinde tadim (!) basliyor...Tabi saat 11 olmadan tadimi yapan (yani kuyun tum) erkeklerinin sarhos olduklarini soylememe gerek yok. Bir de isin ot/tutun kismi var tabi...Gida veya giyim tum tezgahlarin basini kadinlar (ve bebekleri...ve cocuklari...) beklerken alkol ve tutun tadimi hanenin erkeklerine ait...

Adalet bunun neresinde simdi?

Bu esnada Vietnam'da cogu yemegimizi sokak saticilarinda ve pazarlarda yedigimizi ve buna ragmen bir kerecik olsun herhangi bir mide ve sindirim rahatsizligizi cekmedigimizi hatirlatirim. Bunu yazarken dahi vay be, hakikaten nasil oldu bu diye hayret ediyorum, zira Turkiye'ye bile senelik seyahatlerimizde ilk uc gun midem agrir benim...bir kismi cok yemekten tabi...kih kih kih :)

Market ve koy goruntuleriyle bu mustesna yaziya son veriyorum zira daha Foodie Notes'a yazmam gerekiyor...